- Aşırı Gizlenmiş Özne = Demokrasi -

- Aşırı Gizlenmiş Özne = Demokrasi -
Demokrasi kelimesini o kadar çok duymaya başladık ki anlamını yitirdi gitti beynimde.
Çocukken cumhuriyet nedir diye sorup dururlardı. İyi bir şeydir derdik anlamını falan da bilmezdik !
İkiside işi halka dayıyor. Yönetim halkın elinde ise Cumhuriyet veya demokrasi oluyor.
İlkokulda Cumhuriyet şimdi de Demokrasi.
Bunların bana bir faydası varsa iyi bir şeydir. Bunların babaanneme ve onun torunlarına faydası varsa iyi bir şeydir. Bunlar benim çocuklarımı mesut edecekse iyi bir şeydir.
Bunlar bana yazı kışı tad alarak yaşatacaksa iyi bir şeydir.
Aksi takdirde değildir.
Yukarıda saydıklarımı ne sağlıyorsa o iyi bir şeydir.
Bunları bir padişahda sağlayabilir. Bunları bir kominist liderde sağlayabilir. Bunları bir dini ulemada sağlayabilir.

Değer Yargılarına Sahip Çıkmak

Değerlerine Adam Gibi Sahip Çıkmak.
Değerlerine Sahip Çıkmayı Adam Gibi Yapabilmek.
Değerlerine Sahip Çıkarken Değerlerinden Olmamak.
Değerlerini Yerlerde Sürükleyerek Değerlerine Sahip Çıktığını Sanmak.
En Sonunda Aslında Bir Değerin Kalmamak.
İlkesiz ve Değersiz Olmak.
Yerin Dibine Girmek.
Başörtüsü Takıp Sessizce Oturmak !!!
"Askerin başörtüsüyle uğraşması yanlıştı" Bunu bir asker söyledi.
Başörtüsü ile uğraşmak askerin işi değildi elbette en başta. Fakat yanlış olan askerin başörtüsü ile uğraşmasından çok uğraşma biçimi idi...
Başörtüsü ile uğraşma işi askerle başladı. Sonra bu düşüncedeki tüm kesimlere ilham olup güç verdi. Ancak her kesim aynı aymazlık ve ilkesizlikle uğraştı başörtüsü ile. Başörtüsüne mantıklı ve makul ölçülerde karşı çıkan bir kesim dernek grup kurum

AKILLIYDI BU FARELER

Fareli köyün kavalcısı her şeyi kolayca anlatmanın yolu oldu.
Televizyonlar günlerdir olayın analizini yapıyor. Bir sürü bir bilen çıktı. Her zaman olduğunun aksine bu olaydaki bir bilenler gerçekten bir bilen. Hocanın sağ kolu, eski arkadaşı, ilk gözağrısı, yol arkadaşı, en sevdiği elemanı, en has tahsildarı ve benzeri bir çok işin işinde yetişmiş çok şey bilen bir dünya adam çıktı. Zaman geçtikçe işin detayı daha iyi anlaşıldı. Zaten yaşayıp durduğumuz bir çok şey artık anlaşıldı. En alttaki insanla en üstteki insan artık aynı şeyleri bilir oldu. Hiç bir şey gizli kalmadı. İyi oldu güzel oldu.
Hocanın iç yüzü anlaşıldı. Ancak bir sıkıntımız var. Bu hoca bir günde bu hale gelmedi ki hep böyleydi. Yollar ayrılana kadar hoca çok da yanlış gelmiyordu. Hoca şimdi tam bir şeytan olarak betimleniyor. İyi görünen bir şey bir günde bu kadar şeytana benzeyemez. Ya zaten şeytandır ya da sizde de bir şeytanlık vardır. Pek göremiyor sunuzdur.

Diktatörmü Lazımdı ?

Diktatörmü Lazımdı ?
Meraklanmayın telaş etmeyin. Artık bir diktatörünüz var. % 50 ile birlikte artık bir diktatörünüz mevcut. Bu millet artık size bir diktatör. Sokaktaki göbeğini kaşıyan o değersiz çobanlar artık sizin diktatörleriniz.
"Göbeğini kaşıyan adam" ve "popodaki kılları sayan kadın" ' ı kendinize diktatör olarak atadınız artık.
Onların isimleri pek estetik değil. Bizde isterdik rüzgarda uçan tüy veya nazlı kartal demeyi fakat bu isimleri de koyan sizsiniz.

Komutan önce bir kalbimi kazan.

Komutan önce bir kalbimi kazan.
Sonra gel dişimi kır.
Çok zayıf olmuş. Darbe böyle yapılmaz ki. Öncelikle demirbaş zapt edilecek yerler var. Televizyonlar. Eskiden bir taneydi kolayca ele geçirilebilirdi. Şimdi 20 den fazla büyük televizyonu hızlıca susturmanız veya kendi yayınınızı yaptırabilmeniz lazım.
Yani her birine bir ekip gidecek. En az 20 asker çarpı 20, 20 de komutan. Önceden görev verilecek onlar da yapacak deşifre olma ihtimali artıyor. İnternetin külliyen susturulması gerekiyor. Mümkünse cep telefonlarının. Halk organize oluyor. Karşı koyabilecek bütün silahlı kurumların hızlıca etki ve kontrol altına alınabilmesi lazım. 1 saat içinde mesela.
Sivil otoritenin en önde gelenlerinin de mutlaka elde olması lazım. Hatta en önce sessizce onların alınması lazım. İlk 1 saatin ilk dakikalarında bu işler oluyor olmalı. Büyük ekip işi. Yapılması çok zor. Doğal bir süreç olsa belki yapılabilir ama sessizce kimsenin aklına yatmayacak bir işe dünyanın askerini komutanını ikna etmek çok zor. Bu yüzden olmadı zaten.
4-5 havacı komutan ile 4-5 karacı komutan kafalayarak bu işin altından kalkılamaz. Daha fazlası da kafalanamaz. Ya hükümete deşifre olunur ya da direk en baştan kendi komutanı tutuklar. Birde bu işi tecrübeli bir halka yapacaksanız daha iyi hazırlanmalısınız. Böyle lakayit darbe mi olur.
Eski darbeler neredeyse halkla beraber yapılırdı. "Kenan paşayı severmiydiniz" diye bir anket yapın bakalım ne çıkacak ? Herkes darbeye karşıdır ama Kenan Paşayı severler. Halk o darbeyi anlamsız bulsaydı Kenan Evren yıllarca huzur içinde yaşayamazdı bu ülkede. En azından bir iki meczup çıkardı onca yıl. Çıkmadı çünkü halk darbeyi mantıklı bulmuştu.
Şimdi bu halka böyle damdan düşer gibi darbe yap. Bu halkın kalbini kazan sonra ne yaparsan yap.
Darbe yap şeriat ilan et. Başkanlık getir. Padişahlığa geri döndür. Şöyle 40-45 milyon büyüklü küçüklü kadınlı erkekli solculu sağcılı insanın ruhuna işleyebilmen gerekiyor. En azından %30 ları geçebilmen gerekiyor.
Aksi takdirde düşen göktaşının altından çekilin deseniz çekilmezler. Kalbini kazanmadan dediğin ve yaptığın hiç bir şeye güvenmez. Kalbini kazandıysan ve bir şey diyorsan doğrudur.

Diğer Sitede Oku

Göbeğini Kaşımaya Başla...



Göbeğini Kaşımaya Başla...
Göbeğini kaşıyan adamların sabrı taşarsa sizi yerler aralarına karışmaya bakın.
Göbekler her hareketinizle her demecinizle güçleniyor güçlerini salaklığınızdan alıyor.
Beğenmediniz bu göbeği büyüten sizlersiniz. Bir gün o göbekte eriyeceksiniz.


Ne yapacağını akıl edemeyen köpek o kapıdan nasıl geçer anladığınız gün kurtulursunuz.
Aklınız bu kadar tutuk işte.
Akşener Bahçeliyi devirecek sonra Akp ye rakip olacak seçim kazanacak. Buna neremle güleyim daha karar verememiştim ki bu akla zarar darbeyi yaptınız. Gülmekten vazgeçtim. Bir kaçınızın idam edilmesi gerek artık.
İnsanların üzerine ateş eden helikopter. Telaşından arabaları ezen tank. Hiç bir şeyden habersiz askerine ateş edin dağılsınlar diyen komutan.
Gezide de "Avrupa Parlementosu kararıyla hükümet düşecek dayanın" diye paylaşımlar yapan ev babaları vardı. Türk olup Türkiyede yaşayan devlette çalışan çocukları olan onları tatile götüren sıradan babalar Avrupadaki Türk düşmanlarından medet umuyordu.
Ölen her sivil için, vaktiyle idam edilen başbakan için, bu işin sorumluları askere bu emirleri veren komutanlar idam edilse hiç üzülmem.

Diğer Sitede Oku

Kanepenin Kıymetini Bil Sabırlı Ol !

Bir tamirci düşünün.

Vergisi algısı yok. Başkasının dükkanında tamircilik yapan biri. tahsilatı kendisi yapıyor. Düzenli kayıt tutuyor.


Hangi gün kime ne iş yaptığı kaç para aldığı bunun ne kadarını kendi cebine ayırıp ne kadarını dükkana bıraktığını yazıyor.


Her gün cebine 200 lira para kalıyor ortalama. Para elinde.

Parayı almadan iş yapmıyor. Kimsenin de kalbini kırmıyor. Bir hikaye yazıp parayı alıyor sonra işi yapıyor. İnsanlar memnun.

Günde 200 lira ortalama. Masraflar hariç net kar. sabah 10 tezgah başı akşam 17 tornavidayı bırakıyor. Doğru eve çocukların hanımın yanına. Kesin prensipler var. . .


Çeyrek altın 30 lira civarında. Her akşam eve gitmeden önce 2 ya da 3 altın alıyor. Çeyrek.

Ayda yaklaşık 70 çeyrek altın almış oluyor. 

Pazarları asla çalışmıyor ama bu durumu hafta içi



Bir Fobiden Nasıl Kurtulursun ?

Denenmiş Doğaçlama Fobiden Kurtulma Yöntemi

   Alman turistlere rezil olduğumuz fobi problemini daha önce anlattık. Sıra geldi bendeki fobiye.

Bende şimdi olmayan eskiden sahip olduğum fobim neydi ?


Fobinin ne olduğunu anlamamı mümkün kılan şey örümcek korkumdu.


Tam olarak fobiydi. Hayatım felç olur günümü yaşamaz uyku uyuyamaz ayağımı yorgana uzatamazdım. Hiç aklıma düşmesin diye dua ederdim. Duşta gözümü kapatamaz aklıma geldiği anda banyodan acele çıkardım. Ayakkabımı giyemez ne yapacağımı bilemezdim. Soğuk bir ter boşalan vücudum kasılır kalırdı.


İlkokulda başladı. 7 yaşımda bu korkuyla tanıştım. Nasıl başladı, ilk nasıl farkettim hatırlamıyorum. Anlattığımda bir şey yapmaz böcek işte derlerdi. Evimizde bir sağlık


                                                                                                                                       

Solucan İşine Nasıl Başladı ?



200 milyar solucanla milyonlar kazanıyor
Mehmet Aksoy, bugün 18 tesiste sayısı 200 milyara ulaşan solucanla yıllık 5 milyon liranın üzerinde ciro yapıyor.


Burdur'da organik gübre konusunda faaliyet gösteren firmanın Genel Müdürü Mehmet Aksoy, AA muhabirine, yaklaşık 5 yıl önce Rusya'dan "Kırmızı Kaliforniya" adıyla bilinen "lumbricus rubellus" cinsi solucanları getirdiklerini ve organik gübre üretimine başladıklarını kaydetti. 

Yüzde 100 organik gübrenin bitkisel ve hayvansal organik atıklarla beslenen solucanların dışkısından elde edildiğini belirten Aksoy, ''Bu gübre görünüş olarak siyah toprağa benzer ve itici bir kokusu yoktur. İçeriğinde bitkinin gelişimi için gereken bütün enzimler, toprak antibiyotikleri, vitaminler, büyüme hormonları ve humik maddeler vardır. 

Kesinlikle hastalık yapıcı maddeler, parazit yumurtaları yoktur ve ağır metaller içermez'' dedi.


İthalat izni alamadı, solucanları turistik geziye çıkardı


Solucan gübresi üretimine başlama hikayesini anlatan Aksoy, 14 yıl Rusya'da çalıştığını ve ailevi nedenlerden dolayı Türkiye'ye dönmek zorunda kaldığını söyledi. 

Aksoy, 5 yıl önce bir Rus arkadaşının bir gün elinde bir bavul solucanla Antalya'ya kendisini ziyarete 



Akıllanan Kediler Değilmiş ! ! !


Mahallenin kedilerinden çok memnunum son günlerde . . .

Çocukluğumdan bu yana hayvanları hep severim. Yolllarda gördüğüm kediler temkinli bir mesafeden bana şöyle bir bakar ama aramızdaki mesafe birazcık kapandığında hemen kaçarlardı. Bırakın onlara el sürmeyi bir kenara koyduğunuz yemeği bile gelip almazlardı. Hep içimden akılsız hayvan yemek bulacak ama korkusundan anlayamıyor diye geçirirdim.

Tuhafıma giden şey İstanbul da da bolca kedi vardı sokaklarda ama nedense pek korkak değildiler. Size bir kaç metreye kadar yaklaşır itina ile göz teması kurarlardı. Bu adam işime yarar mı acaba diye bakarlardı son ana kadar. Elinizdeki onlara vermek hatta sevmek bile mümkün olurdu.

Buradan bir karara vardım. "İstanbul' un kedileri Konya' nın kedilerinden daha akıllı." Nedenini de düşündüm. Dünyası yerden 20 cm yüksekte olan ve insan gibi ne yapacağı belli olmayan bir kitle ile beraber yaşayan bir canlı türü için İstanbul daha hareketli, daha maceralı olduğundan daha çok tecrübe edinebiliyorlar daha çok şey öğreniyorlardı. Bu yüzden de daha akıllı oluyorlar dedim kendi kendime.

Dünya değişiyor. İnsanlar değişiyor. Temel yapıları aynı kalsa da bakış açıları farklılaşıyor. Bir çok insan daha geniş çemberler içinde yaşamaya başladı ve bir çoğunun çemberi başka tür yaşam çemberleri ile keşişir oldu. Artık daha toleranslılar. Sevgi,  nefretten-mücadeleden bira daha fazla anlam kazanmaya başladı. Refah,  karın tokluğu ve idealizmin önüne geçti.

Kediler de bu gelişimden nasibini aldı sanırım.                       tamnland.com

Dün akşam eve gelirken yol boyunca rastladığım bir çok kedinin benden kaçmadığı gibi benimle iletişim kurduklarını farkettim ! Ben dün farkettim ama aslında durum epeydir değişmiş durumdaydı. Bahçemizde kediler var. Her kapıdan çıktığımda beni bir kaç metre yakınımda bir süre yürüyüp uğurluyorlar. Her balkona çıktığımda altında yattıkları çam ağacının altından kafalarını kaldırıp bakıyorlar. Evimizin yolunda bahçesi yer seviyesinden 2 metre aşağıda kalan bakımlı bir bahçe var. Kedi buraya inmek istiyor ama duvarın üzerinden bana miyavlıyor. Alenen "beni buraya bir indirsene"  diyor gibi geldi bana !  40 cm lik bahçe duvarının üzerindeki kedinin yanından geçerken kuyruğu kotuma süründü ama kaçmak aklına bile gelmedi.

Mahallemizin kedileri bunlar artık çoğunu tanıyorum. Köşedeki çöpün gündüz bekçileri. Akşamları köpek ziyaretleri yüzünden ortalarda görünmezler. Sokak kedileri artık aynı mahalleyi paylaştıkları insnalarla gayet sıcak bir ilişki içindeler. Akıllanmış buradaki kediler de . . .

İşte şimdi anladım ki İstanbul' un kedileri daha akıllı değilmiş aslında. Acı ama aslında insanlar yeterince akıllı değilmiş meğerse. Kediler aynı. Değişen insanlar !!  Her gördüğü kediyi kovalamaya çalışmıyor artık mahallemizdeki  çocuklar. Sokak kedisi pis olur aman ellemeyin demiyor artık çocuklarına büyükler.  Kediler de buna uygun hareket edip cevap veriyorlar.  Zemin kattaki adam "balkonumun önü kedi doldu"  diye şikayet etmek yerine düzenli süt koyuyor.  Bahçeye çıkan çocuklar kedileri sevmeye çalışıyor.

Kediler de insanlardan korkmaktan vazgeçiyorlar. Dosluğa cevap veriyorlar.

Böylesi daha iyi.  Çok daha iyi çocukluğumdan . . .